Kilo Vermek Değil, Kilonu Korumak Zordur

Birçok kişi kilo verme sürecini başlatmakta zorluk çekmez. Diyet listesini uygular, egzersize başlar, kısa sürede birkaç kilo verir. Ancak asıl sınav bu noktadan sonra başlar. Çünkü istatistiklere göre, zayıflayan bireylerin yaklaşık %85’i verdiği kiloları 1-2 yıl içinde geri alır. Ve çoğu zaman, eski kiloların da üzerine çıkar.

Peki neden böyle oluyor? Neden bir türlü “verip koruyamıyoruz”? Bu yazıda, kilo verme sürecinden çok daha zorlayıcı olan koruma sürecini ele alacağız. Kilo korumayı engelleyen zihinsel kalıpları, fizyolojik süreçleri ve günlük yaşam alışkanlıklarını birlikte masaya yatıracağız. Çünkü asıl başarı, tartıda gördüğünüz rakam değil; o rakamla sürdürülebilir bir hayat inşa edebilmekte gizlidir.

Diyet Köfte Tarifleri

1. Kilo Verme Süreci Net, Kilo Koruma Süreci Belirsiz

Diyet yaparken ne yeneceği, ne kadar hareket edileceği, ne hedeflendiği genellikle nettir. Ancak hedefe ulaşıldığında bireyler sıklıkla şu soruyla baş başa kalır: “Peki şimdi ne yapacağım?”

Koruma süreci, yeni bir süreci yönetmeyi gerektirir. Artık hedef “eksiltmek” değil, “dengeyi korumak”tır. Bu da kontrolün değişmesi, motivasyonun dönüşmesi anlamına gelir. Süreç artık “yapmam gerekenler” değil, “alışkanlıklarımın bir parçası haline getirmem gerekenler” üzerine kurulmalıdır.

2. Eski Alışkanlıkların Geri Dönüşü

Kilo verildikten sonra çoğu birey, sürecin tamamlandığını düşünerek eski beslenme alışkanlıklarına döner. Bu da, kilo koruma sürecini daha başlamadan bitirir.

Unutulmamalıdır ki, eski alışkanlıklar sizi eski kilonuza götürür. Kalıcı değişim, yalnızca kilo verdikten sonra değil, onu koruma döneminde sürdürdüğünüz tutarlılıkla mümkündür. Yani “diyet bitti” diye bir şey yoktur; yaşam tarzı değişmişse, bu yeni düzene sadık kalmak gerekir.

3. Psikolojik Gevşeme ve “Artık Hak Ettim” Hissi

Hedef kiloya ulaşmak büyük bir başarı hissi yaratır. Bu duygu, kişinin kendini ödüllendirme isteğini de beraberinde getirir. Bu ödüller genellikle besinlerle olur: “Artık pizza yiyebilirim, bunu hak ettim.”

Ancak bu yaklaşım, kişinin kilo verme sürecini bir ceza-yasak döngüsüne hapsettiğinin göstergesidir. Eğer besinler hâlâ “ödül”, diyet hâlâ “ceza” gibi görülüyorsa, zihin dönüşmemiş demektir. Bu da verilen kiloların geri gelmesi için zemin hazırlar.

4. Metabolizmanın Koruma Direnci

Vücut, kilo kaybını bir “tehdit” gibi algılar. Bu nedenle, kilo verdikten sonra metabolizma hızı bir miktar düşebilir. Bu durum son derece doğaldır. Ancak bireyler, aynı düzende beslenmeye devam ettikleri halde kilo almaya başlayınca motivasyonlarını kaybederler.

Kilo koruma süreci, metabolizmayı destekleyecek şekilde hareketliliğin artırılması, protein ve lif tüketiminin dengelenmesi, öğün sıklığı ve içeriğinin yeniden ayarlanması gibi adımlarla ilerlemelidir. Yani sadece psikolojik değil, fizyolojik olarak da bir adaptasyon süreci gerektirir.

5. Sosyal Çevre ve Normalleşme Baskısı

Kilo verildikten sonra çevre, bireyin “artık normal beslenmeye dönmesini” bekler. “Hâlâ mı dikkat ediyorsun?”, “Bir dilim kekten ne olacak ki?” gibi söylemler, kişi üzerinde baskı yaratır.

Bu sosyal normalleşme baskısı, bireyi yeniden eski alışkanlıklara sürükleyebilir. Oysa kalıcı değişim, başkalarının ne düşündüğüne değil, kişinin kendi iç motivasyonuna dayanmalıdır.

6. Hedefsizlik ve Boşluk Hissi

Hedefe ulaştıktan sonra bir “boşluk” duygusu gelişebilir. Süreç boyunca odak noktası kilo vermek olan birey, bu amaca ulaşınca “şimdi ne yapacağım?” hissiyle yüzleşir.

Bu noktada yeni hedefler belirlemek, örneğin;

  • Vücut sıkılaşması,

  • Enerji seviyesini artırmak,

  • Sindirim sistemini güçlendirmek,

  • Haftada 3 gün egzersiz yapmak

gibi sağlıklı yaşam odaklı hedefler koymak, motivasyonun devamı için önemlidir.

7. Sürekli Kilo Verme Döngüsüne Bağımlılık

Bazı bireyler için kilo verme süreci o kadar motive edicidir ki, bu süreçten çıkmak istemezler. Hep daha az, daha az, daha ince hedefleri ortaya çıkar. Bu durum sağlıksız bir “sürekli eksiltme” zihniyetine dönüşebilir.

Oysa sağlıklı yaşam, dengeyi kurduğunuzda onu sürdürebilmekle ilgilidir. Sürekli değişen hedefler, bedene dinlenme ve sabitlik şansı tanımaz. Bu da hem fiziksel hem ruhsal olarak yıpratıcı hale gelir.

Kilo Koruma Sürecinde Uygulanabilecek Stratejiler

  • Beslenme Günlüğü: Süreci daha objektif takip edebilmek için faydalıdır.

  • Ölçü Almak ve Fotoğrafla Takip: Tartı yerine beden ölçüsü veya kıyafet duruşu daha motive edicidir.

  • Kendi Tariflerinizi Geliştirin: Sağlıklı versiyonlarla tanıdık tatları sürdürülebilir hale getirin.

  • Kendinize Hedefsiz Kalacak Alan Bırakmayın: Denge, yeni hedeflerle sağlanır.

  • Esneklik Payı Bırakın: Haftada 1-2 öğünde kaçamak yapmayı öğrenmek, süreci daha sürdürülebilir hale getirir.

Kilo Koruma Süreci Ne Zaman Başarılı Sayılır?

Genellikle kilo kaybından sonraki ilk 1 yıl kritik dönemdir. Bu süreçte:

  • Kilonun %90’ından fazlası korunmuşsa,

  • Günlük alışkanlıklar sürdürülebilir hale geldiyse,

  • Beslenme duygularla değil, farkındalıkla yönetiliyorsa,

kişinin başarılı bir kilo koruma süreci geçirdiği söylenebilir. Kilo koruma, sonuç değil bir yaşam biçimidir.

Kilo Verme Başarıdır, Ama Kilo Koruma Olgunluktur

Kilo vermek; kararlılık, motivasyon ve fiziksel çaba gerektirir. Ancak kilo korumak; farkındalık, zihinsel dönüşüm, duygusal denge ve sürdürülebilir alışkanlıklar gerektirir.

Bu nedenle asıl başarı, hedef kiloya ulaşmakla değil, o kiloyu koruyarak sağlıklı bir yaşam sürmekle ölçülmelidir. Süreç sona erdiğinde değil, kalıcı hale geldiğinde anlam kazanır.

Diyetisyen Aslı Aktürk ile Kalıcı Değişimi Mümkün Kılın

Kilo vermek bir zafer olabilir, ama o kiloyu koruyabilmek gerçek bir olgunluk ve içsel dönüşüm gerektirir.Diyetisyen Aslı Aktürk olarak ben, bu sürecin yalnızca başlangıcında değil; en kritik dönemi olan koruma aşamasında da danışanlarımın yanındayım. Çünkü biliyorum ki, sağlıklı kalmak öğrenilen kadar sürdürülmesi gereken bir beceridir.

Kilo koruma süreci genellikle göz ardı edilir, ama aslında en dikkat edilmesi gereken dönemdir. Alışkanlıkları kalıcı hale getirmek, zihinle beden arasında yeni ve sağlıklı bir köprü kurmak kolay değildir. Bu nedenle bu süreçte yalnız yürümek zorunda değilsiniz.

Kendinize yatırım yapmak, sadece hedefe ulaşmak değil; ulaştığınız noktayı hayatınızın yeni normali haline getirmektir. Esnek, sürdürülebilir, kişisel yaşamınıza uyumlu beslenme stratejileriyle bu süreci birlikte yönetebiliriz. Size özel geliştirdiğimiz takip planlarıyla yalnızca kilo değil; sağlıklı yaşam bilinci de kazanabilirsiniz.

Unutmayın, her adımın kıymeti var. Bugüne kadar gösterdiğiniz tüm çaba, sadece değişimi başlatmak içindi. Şimdi onu koruma zamanı. Ben bu yeni başlangıçta, sizin yanınızda olmaktan onur duyarım.

Belki defalarca başladınız… belki de hep bir şeyler eksik kaldı. Diyet listeleri indirildi, kalori hesapları yapıldı, spor salonlarına gidildi ama sürdürülemedi. Çünkü sağlıklı yaşam bir ezber değil, sizinle birlikte şekillenen bir süreçtir. Diyetisyen Aslı Aktürk olarak, yalnızca liste vermekle kalmıyorum; size özel, yaşam tarzınıza uyumlu, psikolojik ve fiziksel ihtiyaçlarınızı dikkate alan bir yaklaşım sunuyorum. Hedefiniz ister kilo vermek, ister hormon dengenizi yeniden kurmak, isterse bağırsak sağlığınızı iyileştirmek olsun, ben sizin yanınızdayım. Sizi tanımadan, hayatınızı dinlemeden, yargılamadan sadece neyin “işe yaradığını” değil, neyin “size iyi geldiğini” birlikte buluyoruz.

Zamanla yarışırken kendinizi ihmal ettiğinizi fark ediyorsanız, yalnız değilsiniz. Modern yaşamın hızlı temposunda çoğu zaman önceliklerimiz değişiyor, fakat bedenimizin verdiği sinyaller bir şekilde kendini hatırlatıyor. Uyandığınızda yorgun hissediyorsanız, öğün atlarken vicdan azabı duyuyorsanız ya da tartıdaki sayı bir döngü gibi inip çıkıyorsa, bu yalnızca “beslenme sorunu” değil; yaşamla kurduğunuz dengenin bozulduğunu gösterir. İşte tam da bu noktada birlikte yeniden inşa edebileceğimiz bir yolculuk başlıyor. Size özel analizlerle, bilimsel temelli ama esnek bir sistemle, hem ruhunuza hem bedeninize iyi gelecek bir denge kuruyoruz. Çünkü her bedene aynı reçete yazılamaz; siz eşsizsiniz, yolculuğunuz da öyle olmalı.

Kendinize yatırım yapmanın zamanı geldi. Ertelediğiniz her başlangıç, sizi biraz daha yoran bir alışkanlığa dönüşmesin. Bugün, hayatınızda bir fark yaratmak için doğru gün olabilir. Eğer hazırsanız, ister İstanbul’daki danışmanlık ofisimde yüz yüze, ister Türkiye’nin ya da dünyanın herhangi bir yerinden online olarak buluşabiliriz. İlk görüşmemizde sadece kilo değil; uykunuzdan stres düzeyinize, sosyal alışkanlıklarınızdan günlük rutinlerinize kadar her şeyi birlikte analiz ediyoruz. Hemen bana ulaşabilir, size özel süreci başlatabilirsiniz. Sizin hikâyeniz önemli, çünkü sağlık sadece bir hedef değil; her sabah uyanırken hissettiğiniz huzurun ta kendisidir.

Aslı Aktürk Altlık.jpg
 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir